Doğum korkusunu nasıl aşabiliriz?

0 Yorum yapıldı
Doğum korkusunu nasıl aşabiliriz?

Doğum korkusunu nasıl aşabiliriz?

  • 2.1BPAYLAŞIM

  • 67ZİYARET

  • 0YORUM

 Doğum korkusu ile nasıl başedilir?

9 ay süren gebelik serüveni boyunca anne bir çok duyguyu birden tatıyor. Sıkıntı ve uğraşlarımızı bir kenara atıp gebeliğe odaklandığı bu süreçte yakın akrabaların a ilgi odağı haline gelen zor ve bir o kadar da keyifli bir hal alıyor. 

Op.Dr.Meltem Aksu Sönmezer Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak tüm bu soruların cevabını veriyor. 

Bebeğimizin ilk kalp atışını duyduğumuzda, Hatta ilk hareketi, cisiyetini öğrendiğimiz o an, bebeğimize ilk kıyafetini aldığımız da o duygunun yerini hiç birşey dolduramıyor. Bu güzelliklerin yanında bir çok korku sarar anne adayları. Tükettiğimiz yiyeceklerden tutun, kullanılan makyaj, geçirilen her hangi bir solunum yolu hastalığına kadar bir çok anneyi endişe yapmasına yeterli nedenler oluyor çoğu zaman. Bunlar genel olrak yaşanan korkulardır. Fakat bunlar dışın da daha ciddi bir korku vardır ki  o da doğum korkusu.

Doğum korkusunu nasıl yenerim?

Gebelik süresince anne adayların hepsinde bu korku değişkenlik gösterir. Kimi anne için anne karnın da olan bebeğin sağlık hakkın da endişeleri başgösterirken başka bir anne için doğum sonrası oluşacak ağrıların korkusu başlar, başka bir anne adayı için ise, normal doğumda oluşabilecek bir sorundan dolayı sezaryen olucağı korkusu ile bocalar. Genel olarak tek ortak bir korkuları vardır; doğum sırasında başlayacak olan sancı ve ağrılardır. Bu korkunun en belirgin yaşayanları ise ilk doğumu olna anne adaylarıdır. Çünkü bilinmezlik her zaman ayrı bir korku verir kişiye. Üstelik bu bilinmez şey daha önce yaşanmamış bir çeşit ağrı ve acı ise. Bir başka açıdan ele alınınca, doğum korkusu aslında anneden mirasdır kızlarına. Genetik olarak aktarılan hastalıklar gibi, toplumun öğretileri de dayatılınca işin içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Küçük yaştan itinbaren 'kadının doğum da çektiği acılar' anlatılarak şartlandırılıyoruz. Bunun üzerine, yakın komşu, iş arkadaşı ve akrabalaramızın maceraları eklenince doğum korkusu dağ gibi büyüyor anne adayın gözün de. Yapılan araştırmalara göre insan başından geçmiş olumlu olayı bir kişi ile paylaşırken, olumsuz olayı 9 kişi ile paylaştığını açıklamıştır. Bu da gösteriyor ki anneden aktarılan korku üzerine çevresel etkide eklenmesi kaçınılmaz.

 

Sezaryen doğumda israrcı olmayın! 

Annenin doğal bir şekil de doğum yapması en doğrusu iken malesef bu çevresel aktarımlar sonucu sezaryan en çok rağbet görülen doğum teknikleri haline gelmiştir. Anne de oluşan yoğun korkunun sonucu, doğum sırasında ağrıların bilinç altından kaynaklı daha ağrılı ve sancılı bir süreç sağlar, normal doğum eylemi esnasında çabuk pes etmesine ve sezaryen doğum ısrarı ile hekimin kararını etkilemesine yol açıyor. Hekimin önerisine fırsat vermeden direkt olarak sezaryan doğumu seçen anne adayları da var.

Bu konuda önerim, bu çıkmazın aşımı için anne adaylarının doğum süreci ve sonrası için bir doktordan yardım alarak bilgilendirilmesi en sağlıklı sonucu sağlar. Bütün sorularınızı ve aklınıza takılan herşeyi, korkularınız, mutlaka doktorunuzla görüşün.  Çevreden gelebilecek olumsuz açıklamaları dinlemeyin, hatta medaydan bilgi alırken bile dikkatli olun. Verilen olumsuz örenkler sizi tedirgin etmeden bu bilgileri dinlemekten kaçının. Laurence Pernoud’nun Bir Çocuk Bekliyorum adlı kitabında ele alınan bir konu oldukca dikkat çekiciydi; ilkel olarak adlandırılan bazı Afrika kabilelerin de doğum yapmış kadınların, doğum yapacak olan anne adayına çektiği ağrı ve acılardan bahsetmersi yasaklanmış ve bunu verdiği rahatlama ile doğum kadınlar daha rahat gerçekleşiyormuş. Ve bu sözde ilkel kabileler, çevremsel oluşan korku aktarımını bu şekilde bilge bir kararla önmelemiş diye düşünüyorum. Doğum sürecin de özellikle ikinci trimestır döneminde, doğumun son aşamasına kadar sürecek doğuma hazırlık eğitimleri alınması büyük destek sağlar anne adaylarına. Özelikkle normal doğum düşünüp bu korkusunu yenemeyen bütün anne adayları bu eğitimlerden faydalanabilir. Bu tür eğitim ortamların da diğer anne adayları ile karşılaşma ve aynı korku endişeleri paylaşma açısından anne adaylarının korkularını azaltmaya endişenlemeyi ortak bir kavram haline getirecektir. İç huzur ve yalnızlık korkusunu aşacağı başka bir altenatif olarak da düşünülebilr. 

Rahatlatma ve korku giderme amaçlı olan bu kurslarda verilen eğitim sonucu, kas gevşetme, nefes alma teknikleri ile rahatlama ve iç huzuru bulma olanakları sağlanır. Gevşeme, dikkat uzaklaştırma ve solunum teknikleri ile ağrı algısını azaltma gibi beynimizin rahimde ağrıya neden olan uyarılarını baskılar. Bir başka alternatif seçenek olacak, bu tür kurslara çift katılımı sağlamak. Bu katılımın baba adayının da gebelik süreci boyunca bütün duygulara destek olması açısından hem rahatlatıcı gelecektir hem de bebek bekleyen çiftlerin birlikte daha fazla vakit geçirmelerini sağlar. Doğum öncesi rahatlık için, huzur bulduğunuz seviğiniz şeylerle meşkül olun. Sizi rahatlatan aktivitelere vakit ayırmaya çalışın. Bu aktiviteler stresinizi azaltmanıza yardımcı olacaktır.

Doğum sonrası için planlar yapın!

Herşey gibi doğum öncesi planda oldukca önemli bir kararın başlangıcıdır. Düzenli ve planlı bir şey belirsizlikten daha rahatlatıcı etkisi oluyor anne adayın da. Bunlara örnek verecek olursak; hangi hastanede ve nerde doğum yapılacağı, doğumu sağlayacak doktorunuz, son aşamada yanınızda olacak yakınlarınız, doğumda eşlik edecek yakınlarınız, doğum sonrası size yardımcı olacak destek olacak kişiler, çalışma ortamı ile ilişkilerinizi, ekonomik ve parasal konular, kısacası doğumu etkileyecek ve fayda sağlayacak herşey planlamalıdır. Eşinizle yapacağınız bu planla, doğum anksiyetenizi ve gerginliğinizi azaltacaktır. Yapılacak bütün bu cabalara rağmen hala endişeriniz yüksek derece hayatınıza olumsuzluk sağlıyorsa tek başınıza aşmak yerine mutlaka bir profesyonel yardım alın. Bu korkunun büyüklüğü anne adayının depresyonda olduğuna dair bir işaret olabilir. Diğer yandan bu korkunun büyüklüğü doğum sonrası bir depresyonun yaşanmasında da etkili olduğuna dair araştırmalar bulunmaktadır. Hamilelik depresyonu ve doğum sonrası oluşabilecek depresyonu anne- bebek arındakı olumsuzlukların da yol açtığı bilinmektedir.  Anne-çocuk bağının sağlıklı bir şekilde kurulması için annenin fiziksel ve ruhsal sağlığı oldukca önemli bir etkendir. Bütün anne adaylarına, sağlık, huzur ve keyif için de tecrübe edecekleri ve bebeklerini sağlıklı bir şekil de alacakları bir doğum diliyorum...

0 KİŞİ Yorum Yaptı

67 KEZ ZİYARET EDİLDİ

Yorumlar (0)

  • Henüz bu içeriğe yorum yapılmadı.

Yorum Yazın

Kaç haftalık hamilesiniz? Gebelik Hesaplayıcı

Lütfen son adet başlangıç tarihinizi girin

Hafta hafta hamilelik Gebelik Haftaları

Gebelik haftanız E-POSTA ADRESİNİZE GELSİN *Anneler için ücretsizdir

Hangi haftada olduğunuzu bilmiyorsanız buradan öğrenebilirsiniz